M. Serdar Kuzuloğlu Ziyareti

Geçtiğimiz gün sınıfımızın belki de en dinamik ve keyifli akşamlarından birisini geçirdik. Bunu tek başına sağlayan kişi tabi ki de M. Serdar Kuzuloğlu’ydu. Öncelikle biraz kendisinden ve hayatından kısaca bahsederek sonrasında ders sırasında geçirdiğimiz müthiş eğlenceli dakikaları anlatmaya çalışacağım.

Mserdark (kendisine bu şekilde hitap edeceğim), 1995 yılından bu yana çocukluk hayali olarak adlandırdığı gazetecilik mesleğine devam etmektedir. Uzmanlık alanı ise teknolojidir. Eminim ki gazeteciliğin hiç bir alanı son dönemde teknoloji kadar hareketli, yenilikçi ve dinamik olmamıştır. Medyanın birçok farklı kademe ve kuruluşunda görev alan mserdark 1996 yılından beri teknoloji sektörünün gelişmelerini takip ederek okur, dinleyici ve takipçileri ile paylaşıyor.

Özel kurumlarda çalışmasının yanı sıra kendi kurduğu birçok medya sitesi de bulunuyor. Tam bir girişimcilik ruhu ile tamamına yakınında tek başına bu sitelerin web tasarımdan, yazılımına kadar bütün işlerini kendisi yapmış. Bu sayede yüksek trafikli sitelerde bolca uygulamalı deneyim kazandığını söylüyor. Ancak 1 Haziran 2010 tarihi itibariyle kenara çekilmiş ve şuan için halen Radikal Gazetesi’nde ve TRT kanalında aktif olarak çalışmaktadır.

Ayrıca da bir iPad üzerinde belki de hepimizden çok daha başarılı olarak uygulamaları kullanabilen Ali ve Zeynep isminde, halen emzikle kandırılabilen ancak dünyayı iPad ekranı gibi dokunmatik olarak düşünen ikizlerin de babasıdır.

Yaptığı sunum ki ona sunum diyebilmek gerçekten çok zor, insanın daha çok gösteri diyesi geliyor;   gerçekten benim bugüne kadar geçirdiğim – buna UCSB ve Columbia’daki derslerimi de katıyorum – en keyifli dersti. Akşam saati yorgun bir şekilde pekte istekli olmayarak gelen bizleri bir anda bir milli maç seyredercesine hop oturup hop kalkan bir grup haline getirdi. Performans gerçekten takdire şayandı, bakınız halen laf ebeliğinden esas konuya geçemiyorum.

Başlamadan önce size dünya ve Türkiye hakkında bazı ufak ama çarpıcı bilgiler vermek istiyorum. Bu bilgilere bakınca aslında bildiğimizi sandığımız birçok konuda ne kadarda cahil olduğumuzu anlıyoruz. Ben şahsen birazdan sıralayacağım bilgilerin çoğundan bihaberdim.

Dünya toplamında 1,9 milyar internet kullanıcısı var,

Sadece Çin’de 477milyon internet kullanıcısı var,

Türkiye bu pastadan 35-40 milyon arası internet kullanıcısıyla pay almış,

Türkiye’de 15-44 yaş aralığındaki 43 milyon kişinin 22 milyonu internet kullanıcısı,

Türkiye’de mobil olarak Facebook kullanan kişi sayısı 10 milyon,

Türkiye’de 4 milyon kişi okuma-yazma bilmiyor,

Türkiye’de 7 milyon ADSL abonesi var, dünyada onbeşinciyiz,

Facebook kullanıcı sayısında dünyada 3. Sıradayız,

Türkiye’de %48 yer sofrasında yemek yerken, %69 ise ortak tencereden yiyor,

Siz Türkiye ile alakalı olarak bu bilgileri neden verdiğimi düşüne durun, ben öğrendiğimiz diğer noktaları da sizinle paylaşmak istiyorum.

Dünyada günümüze kadar toplam 130 milyon kitap yazılmış, bunların sadece 15 milyon tanesi şuanda dijital ortamda görüntülenebiliyor.

İlk toplu bilgi kaynağı diyebileceğimiz Britannica 1768 yılında yazılmış ve slogan olarak “insanlığın bütün bilgileri burada” seçilmiş, bugün anlaşılıyor ki bu toplam 29 cilt, 28.000 sayfalık bu eser içerisinde birçok hatalı bilgi bulunuyor,

1940 yılından önce çekilmiş olan filmlerin %40’ı yok oldu,

Ortalama bir CD’nin ömrü 8-11 yıl arasında değişiyor, yani bugün CD ye yüklediğiniz fotoğraflar iyi olasılıkla 11 sene sonra yok,

Konsantre olmaya çalıştığımız zamanların %40’ında dikkatimiz dağınık,

Standart bir insan her gün ortalama 300 farklı karar alıyor, bir günlük aldığınız kararları bir kâğıda yazarsanız inanın bana çok şaşıracaksınız,

Bir sabun almak için bile kabaca 400 seçeneğimiz var, araba almak için ise 70 markada 2000 model arasından seçim yapabilmek zorundayız, 230 su markası ve 150 gofret seçeneğinin olduğu bir dönemde yaşıyoruz,

Eskiden sosyal olabilmek için gruplar halinde toplanırken bugün gruplar içerisinde bireyler olarak mobil sosyalleşme çemberlerine dâhil oluyoruz,

Artık Türk aileleri dahi kuzine başında her beraber oturmuyorlar, kuzinelerle beraber hayatımızdan anane ve dedelerimiz çıktılar, artık sosyal gruplarımızı farklı ortamlar üzerinden kuruyoruz,

Artık hepimiz internet üzerindeyiz, o kadar internet üzerindeyiz ki bugün gittigidiyor.com sitesi üye sayısı 5,5 milyon’u geçmiş durumda, bu kadar üye üzerinden ve 1.800.000 ürün arasından günde 250-300.000 adet satış gerçekleştiriliyor. Telefonun icadına kadar günde 120 ilişki kuran insanoğlu bugün mecburen yada isteyerek günde 5000 adet ilişki kuruyor. Artık farklı bir sosyalleşme içerisinde yer alıyoruz, ekranlardan gözlerimizi alamaz olduk.

Evet, bu kadar bilgi sonrasında net olarak bir noktayı vurgulayabileceğimizi düşünüyorum. Biz şüphesiz ki internete ve getirdiklerine bağımlı hale gelmiş insanlar olduk. Bugün birkaç saatlik internet kesintisine bile tahammül edemeyecek kadar bu sınırsız kaynak ortamıyla aramızda bir ilişki kuruldu. Bu bağımlılığın ne kadar kuvvetli bir hal aldığını söylemek adına bir veri daha vermek istiyorum, bugün aktif olarak facebook kullanan 300 milyon kişinin %19’luk kısmı oyunlara bağımlı olduklarını itiraf ediyorlar. Kaba bir matematikle bu yaklaşık olarak 60 milyon kişiye tekabül ediyor. Bu veri bile fotoğrafın aslında ne kadar büyük olduğu hakkında bize bilgi vermeye yetiyor.

Gelecekte yetişecek olan jenerasyonun bugün üyeleri olan çocuklar ve bebekler daha henüz doğmadan bile önce yeni sosyal hayatın parçaları oluyorlar. Çocuklarımızın %23’ü ultrason resimleriyle giriyorlar bu aleme, %7’sinin doğar doğmaz bir e-mail adresleri bile var ve %33’lik kısmı da doğar doğmaz internetten merhaba diyor takipçilerine. İşte bizim yapmamız ve entegre olmamız gereken husus tamda burada kendisini gösteriyor. Günümüzün pazarlamacıları olarak bizler, artık kabuğunu kırmış olan bu yeni jenerasyona ürünlerimizi nasıl ve ne şekillerde pazarlayacağımızın planlarını yapıyor olmalıyız. Bunun temeli de ‘like’ kültürü gibi yeni yeni oluşan trendleri anlamak ve bunları pazarlama stratejilerimizin içine entegre etmekten geçiyor. Örneğin Levi’s internet mağazasında bu sistemi şimdiden kullanamaya başlamış ve WOM etkisini arkasına alacak akıllı bir hamlede bulunmuştur.

Oluşan tablet kültürü de çok büyük bir faktör olma yolunda adım adım ilerliyor. Bugün Apple öncülüğünde satılan 6.800.000 adet tablet sayısı ile 2015 yılına kadar toplam 25 milyar $’lık bir mobil uygulama pazarı yaratılacağı öngörülüyor. Bu mobil uygulamaların birçoğu içinde yeni bir fikri barındırırken aslında birçoğu da var olan fikirlerin yeniden paketlenmesini öngörüyor. Örnek olarak size üç adet farklı uygulama göstermek istiyorum.

1 Flipboard

2 Pulse

3 Alice for the iPad

Artık internet kullanıcıları hem üretici hem de türetici olmak durumundalar, eski fikir ve durumlardan yeni bir şeyler türetebiliyor olmak artık büyük önem kazandı ve bizlerin artık “multitask değil multilife” hayatlarımız var. Bunları yönetebilmek, yeşertebilmek ve canlı tutmak için oldukça fazla efor sarf etmemiz gerekecek. Artık sosyal filtreler çok önem kazandı, bu bir nevi dijital paleonteloji, bizler istiyoruz ki amazon bizi tanısın ve bizim zevkimize uygun kitaplar önersin, yemeksepeti yemekler önersin, tatilsepeti gidilecek yerler önersin, facebook arkadaşlar, kariyernet iş fırsatları önersin ve bunları önerirken de tutarlı olsun.

Bundan sonra ya çok kolay yada çok zorlu bir döneme giriyoruz.

NOT: Serdar Kuzuloğlu’nun kadın-erkek ilişkileri ve karar alma mekanizmaları üzerine anlattıklarını şuan için kendime saklıyorum, önerdiği kitapları okuduktan sonra ayrıca yazacağım. Kendisine tekrardan binlerce teşekkürler. Vecihi’de hayırlı olsun =)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s